Hayal kuruyoruz.
Yıkıyoruz yenisi kuruyoruz.
Sonra bir daha aynı zırvalıklar bu döngü hep devam ediyor.
Sonra günün birinde arkana dönüp bakıyorsun ki hep yalnız kalmışsın. 
Yalnız bırakılmışsın.Ne için.Kim için.
Nelerden vazgeçmişsin. 
Topluyorsun çıkarıyorsun ama bir tane “sen” yapmıyor.İnancını yitiriyorsun.En çok o koyuyor.Plastik top peşinde saatlerce koşan çocuklardık lan.Patlayınca eve gider gizliden ağlardık.Büyüdük güya adam olduk adam oldukta beceremedik çocuk kalmayı.

Şimdi kendimize sığınacak limanlar arıyoruz. medet umuyoruz umuyoruz.
Cümle içinde umuyoruz.Haykırarak umuyoruz. Türkü söyleyerek ve şiir okuyarak.
Günler gidiyor.
Aylar gidiyor. 
Zaman gidiyor…

|Umay Umay

❝ Sevgilim olsun istemiyorum..
Sevdiğim olsun istiyorum..
Her gün “görmek” değil..
Benim olduğunu bilmek istiyorum!
Elini tutmak değil..
Kıyamadan sadece gözlerine bakmak istiyorum’
İki gün değil ebediyen sürsün istiyorum..
Uğruna ölmek değil..
Onun için yaşamak istiyorum. ❞

— Cemal Süreya

❝ Seni affedecek kadar olgunum ama tekrar güvenecek kadar aptal değilim. ❞

William Golding

Birisi, kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında,cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanama başlıyor yeniden… Birine teslim olduğumuzda ve içimizi döktüğümüzde,bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor. O yüzden değil mi, içimizi tutmalarımız,birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmalarımız? -anlatsam mı, anlatmasam mı? Kararsızlığımız,bu sevgi beni acıtır mı kuşkularımız…Her zaman seni üzecek birileri olacaktır. Tek yapmamız gereken;sevginin bize vadettiklerine güvenmeyi sürdürmek, ama kime ikinci defa güveneceğimizi de iyi seçmek…|Gabriel Garcia Marquez 

Birisi, kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında,cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanama başlıyor yeniden… 
Birine teslim olduğumuzda ve içimizi döktüğümüzde,bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor. 
O yüzden değil mi, içimizi tutmalarımız,birine teslim olmaktan korkmalarımız, 
ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmalarımız? -
anlatsam mı, anlatmasam mı? Kararsızlığımız,bu sevgi beni acıtır mı kuşkularımız…
Her zaman seni üzecek birileri olacaktır. 
Tek yapmamız gereken;sevginin bize vadettiklerine güvenmeyi sürdürmek, 
ama kime ikinci defa güveneceğimizi de iyi seçmek…

|Gabriel Garcia Marquez 

Sabahları evinden çıkarken şöyle derdi: ”İlahi,doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan,kanmaktan ve kandırılmaktan,haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan,saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım.”
Bizim yaz aşklarımız Yalın’ın Yeniden klibindeki gibi olmuyor diye biz böyleyiz.
Sana beni sev demiyorum.Kimseye kendini zorla sevdiremezsin ama hissettiklerim yüzünden arkamdan gülme sıçarım ağzına.
❝ Hiç kimseyi yorganın altında ses çıkartmamaya çalışarak, göz yaşlarını pijamanın kollarına silecek kadar sevmeyin. ❞

Umay Umay

İlerde sevgilim olacak kişiye not: fazla kıskancım adam ol.

Aynı gökyüzünü,aynı şehri,aynı şehrin havasını paylaşıyorum seninle.Bu taraftan bakınca şanslıyım en azından yakınsın bana.Ama hiç bir zaman aynı şehrin sokaklarında yan yana yürümeyeceğiz seninle.Ama belki aynı yıldıza bakarız kim bilir…

Cevabını bildiğim soruyu sormama gerek yok.O yüzden daha fazla üzmeden git.
Ciddi soruyorum değer verdiğimi belli edince neden götün kalkıyor ki neden yani.Ben ağzıma sıçman için değer vermedim sana zaten böyle yapacağını bilseydim tam tersini yapardım.
Ben senin en çok sesini sevdimBuğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibiÖnce aşka çağıran,sonra dinlendirenBana her zaman dost, her zaman sevgiliBen senin en çok ellerini sevdimBir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pakNice güzellikler gördüm yeryüzündeEn güzeli bir sabah ellerinle uyanmakBen senin en çok gözlerini sevdimKâh çocukça mavi, kâh inadına yeşilAydınlıklar, esenlikler, mutluluklarHiç biri gözlerin kadar anlamlı değilBen senin en çok gülüşünü sevdimSevindiren, içimde umut çiçekleri açtıranUnutturur bana birden acıları, güçlükleriDünyam aydınlanır sen güldüğün zamanBen senin en çok davranışlarını sevdimGüçsüze merhametini, zalime direnişiniHaksızlıklar, zorbalıklar karşısındaVahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişiniBen senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdimTüm çocuklara kanat geren anneliğiniNice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyadaSensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğiniBen senin en çok bana yansımanı sevdimBende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeniMertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdimBen seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni…Ümit Yaşar Oğuzcan

Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni…

Ümit Yaşar Oğuzcan

>