Arkeolog olmak istiyom ama gel gör ki böyle şeylerle uğraşıyorum arkdşlr .s .s

Arkeolog olmak istiyom ama gel gör ki böyle şeylerle uğraşıyorum arkdşlr .s .s

Müthiş olan şu ki, vücudumuzdaki her bir atom patlayan bir yıldızdan geliyor. Ve sol elimizdeki atomlar da muhtemelen sağ elimizdekilerden farklı bir yıldızdan geliyor. Fizik konusunda bildiğim en şiirsel şey bu: Her birimiz yıldız tozuyuz. Yıldızlar patlamasaydı burada olamazdık. Çünkü evrim için önemli olan karbon, azot, oksijen, demir vs. bütün elementler zamanın başlangıcında oluşmamıştı. Bunlar yıldızların nükleer fırınlarında oluşmuştu ve vücudumuza girebilmelerinin tek yolu yıldızların patlayacak kadar kibar olmalarıydı. O yüzden İsa’yı falan boşverin. Bugün burada olmamızı yıldızların ölmesine borçluyuz.

Lawrence Krauss

Demek çiçek gönderdiler sana? Üzüldüm… Odanda duruyor, öyle mi? Dediğim gibi odandaki dolap olsaydım, güpegündüz, birdenbire çıkıverirdim odandan… O çiçekler soluncaya değin dışarıda dururdum hiç değilse. Hoşuma gitmedi. Her şey o kadar uzak ki… 

Franz Kafka-Milena’ya Mektuplar

❝ Saatin kaç olduğunu bilmek istemiyorum. Günlerden ne olduğunu ya da nerede bulunduğumu. Hiç umrumda değil. ❞

Christopher McCandless

Çocukluk anılarımda saklı adam. On sekiz yılın anılarını iki fotoğrafa sığdıran ben. Buna ne denir bilmiyorum.Belki ben senin hayatının bir bölümünde yer aldım.Ama sen benim hayatımın tamamında oldun. Senin aklında bir başkası varken de hayatımdaydın,senin gözlerinde bir başkası varken de hayatımdaydın…
Hani bir kaç kötü şey yaşarsın sonra insan olgunlaşır nereye kadar böyle gidecek diye sorar kendine,saçmamı bilmiyorum ama ben sen benim geleceğim ol istiyorum.Ben senden sonraki önemli anları seninle birlikte yaşamak istiyorum. Beklemek güzel,vedalar kötü.Bekleyeceğim… Gözlerinin içine dahi bakmadığım adam seni seviyorum. Her gece yastığımın arasında sakladığım gözyaşlarımla seviyorum seni.
Ahmet Kaya ne demişti; ”Bırak ay gitsin sen kal bu gece umudumsun sen…” ay gitse karanlık olur ya bilmiyorum bunu o kadar çok hissediyorum ki sen benim ışığımsın… Bak ben sana her şey çok güzel olacak demiyorum,hep mutlu olacağız demiyorum,ben sana her şey kötü olursa bile hep yanında olacağım diyorum.Havanın güzel olduğu günlerde hep yüzüne gülersem bu sevgi olmaz. 

Çocukluk anılarımda saklı adam. On sekiz yılın anılarını iki fotoğrafa sığdıran ben. Buna ne denir bilmiyorum.Belki ben senin hayatının bir bölümünde yer aldım.Ama sen benim hayatımın tamamında oldun. Senin aklında bir başkası varken de hayatımdaydın,senin gözlerinde bir başkası varken de hayatımdaydın…

Hani bir kaç kötü şey yaşarsın sonra insan olgunlaşır nereye kadar böyle gidecek diye sorar kendine,saçmamı bilmiyorum ama ben sen benim geleceğim ol istiyorum.Ben senden sonraki önemli anları seninle birlikte yaşamak istiyorum. Beklemek güzel,vedalar kötü.Bekleyeceğim… Gözlerinin içine dahi bakmadığım adam seni seviyorum. Her gece yastığımın arasında sakladığım gözyaşlarımla seviyorum seni.

Ahmet Kaya ne demişti; ”Bırak ay gitsin sen kal bu gece umudumsun sen…” ay gitse karanlık olur ya bilmiyorum bunu o kadar çok hissediyorum ki sen benim ışığımsın… Bak ben sana her şey çok güzel olacak demiyorum,hep mutlu olacağız demiyorum,ben sana her şey kötü olursa bile hep yanında olacağım diyorum.Havanın güzel olduğu günlerde hep yüzüne gülersem bu sevgi olmaz. 

Ben romantik bir dizi izleyip yada çok güzel bir şarkı dinleyip arkasından yazı yazabiliyorum ille sevgilin olması lazım değil ki
allasen söyleyin bana Arkeoloji kadar güzel bir şey varmı ki çok güzel bence

Şimdi hayatın tadını istediğin kadar çıkar.Önüne çıkan her kızla sevgili ol.Onlara sahtesinden o güzel gülüşünden sun,öpücüklerinle boğ,süslü cümlelerinle şımart onları.Sanki gerçekten kıskanıyormuşsun gibi kısıtla onları,işin bittiğinde ise ayrıl onlardan.Şuan etrafındaki kızların yüzlerine iyice bak çünkü hepsi ileride hepsi pişmanlığın olacak senin.Şuan göğsün kabarabilir şu kadar kızla çıktım diye isimler çoğaldığı kadar kırdığın kalp sayısı da çoğalıyor. Peki nereye kadar sürecek böyle.Ne demiştin bana ”yaş ilerliyor hep genç kalmayacağız” peki ileride evleneceksin çocukların olursa nasıl yüzlerine bakacaksın.Seviyorsan şu hayatta bir kişiyi seveceksin.İlkin olacak insan sonunda olacak.Senin kalbinde başkası yatarken gözün bir başkasına kayarsa yaptığın şerefsizlikten başka bir şey değildir.

Hep kendimi dünyanın en garip insanı olarak düşünürdüm. Fakat sonra dünyada ne kadar çok insan olduğunu düşünmeye başladım. Bu kadar çok insan arasında elbet benim gibi biri olmalıydı, kendini benzer yönlerden tuhaf ve kusurlu hisseden.

Sonra onu hayal etmeye başladım. Bir yerlerde oturmuş onun da beni düşünüyor olduğunu hayal ettim. Yani eğer bir yerlerdeysen ve bunu okuyorsan ve bunu biliyorsan, evet, bu doğru ben buradayım ve en az senin kadar garibim.

Frida Kahlo

❝ Bazen dil, gönlün hissettiklerini kelimelere dökemez. Eğer sevdiğinin yanındaysan, konuşmak zaten gürültüden başka bir şey değildir. ❞

— Leyla ile Mecnun

Bu aralar fazlasıyla efkarlıyız biz,bulaşmayın bize zaten kırmışsınız daha da kırmayın.

Toza dumana gidelim yine, şenliğin kalbine. Çünkü ölüm döşeğinde bir ihtiyar tanımıştım. İnsanlara gerçekten bakmak istiyorsan oğlum, onların sana bakamayacağı bir yere git demişti. Kıyametin ortasına git. O kadar yaşlıydı ki, öldükten bir hafta sonra sanki on sene önce ölmüş gibi düşünmeye başlamıştı herkes. Ölenlerin ölü taklidi yaptığını düşünüyordum ben o zaman. Yaşayanların yaşıyor taklidi yaptığını hissediyorum şimdi. Toplum değil toplu mezar. On bir yıldır sabah yatıp öğlen kalkıyorum. Hava kararana kadar geçmiyor dalgınlığım. Belki de uykuda kaybettiğim bir şeyleri arıyorum. Kimi görsem rüyalardan bahsediyorum. Oysaki hatıralardan konuşmak lazım. Rüyalardan daha karanlık hatıralar var. Daha çok fikir verir biri hakkında. Şekeri bitmiş sakızı, toz şekere batırıp çiğnemeye devam etmen gibi senin. Ben de tüpte satılan çokokremi diş macunu tüpüyle değiştirmiştim bir sabah. Gülmüşlerdi sadece. Oysa bir çocuk numara çekiyorsa gerçekten yemek lazım, yemiş gibi yapmak değil. Yirmi sene sonra Beşiktaş’ta bıraktığımız o ev. Bırakabildiğimiz tek ev. Beş kat seksen iki basamak. Balkon demirlerinden uzak duruyorduk geceleri. Hep daha yukarı bakmak zorunda olan iki vertigozede. Kar taneleri birbirine benzemez. Sözcükler de benzemez. Ama bir cümle bir başka cümleyi hatırlatır her zaman. Koşan atlar düşen atları. Yağmur yağar, durur, tekrar başlar. Yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir oğlum. Spermden mezara kadar. Karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. Yalan mı söylüyorum yine, olsun. Sen biliyorsun nasılsa. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı.

Emrah Serbes

Çünkü sen hayallerimin,istediklerimin dile gelmiş halisin. Murathan Mungan demiş ki; ”Hayat kısa olabilir ama anlar sonsuzdur” diye. Şimdi çok daha iyi anlıyorum. 18 yıl kısa bir süredir aslında koca bir hayata oranlarsan ama seninle azda olsa yaşadığımız,çocukluğumuza dair minik anılar 18 yılın toplamından daha büyük.Anılarımızın değerini bilirsek her şey çok daha iyi olur.